Telefon
+90 543 913 65 95
Adres
Tekelioğlu Cad. 1947. Sk. No:29/3 Antalya
Doç. Dr Sema Koç-KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı
+90 543 913 65 95
Tekelioğlu Cad. 1947. Sk. No:29/3 Antalya
Vertigo; çevrenizin ya da kendinizin döndüğü hissini yaratan, günlük yaşam kalitenizi ciddi biçimde düşürebilen bir denge bozukluğudur. Türkiye’nin sağlık turizmi merkezi konumundaki Antalya’da, bu rahatsızlık için gelişmiş tanı yöntemleri ve kanıtlanmış tedavi protokolleri sunan uzman kliniklere ulaşmak artık çok daha kolay.
Bu rehberde vertigo nedir, neden oluşur, Antalya’da nasıl tanı konur ve hangi tedaviler uygulanır gibi soruların yanıtlarını bulacaksınız. Ayrıca güvenilir bir klinik seçerken dikkat etmeniz gereken kriterleri ve sıkça sorulan soruların cevaplarını da paylaştık.
Vertigo (baş dönmesi), medikal literatürde iç kulak veya beyin kaynaklı denge sisteminin bozulması nedeniyle ortaya çıkan, gerçekte olmayan bir hareket ya da dönme hissi olarak tanımlanır. Hasta hem kendisinin hem de çevresinin döndüğünü hissedebilir.
En sık görülen vertigo türüdür. İç kulaktaki denge organının işlev bozukluğundan kaynaklanır. Ani, şiddetli ve pozisyona bağlı baş dönmesi ile karakterizedir.
Beyin sapı ya da serebellum (beyincik) kökenlidir. Genellikle daha yavaş başlar, sürekli devam edebilir ve eşlik eden nörolojik belirtiler (çift görme, yutma güçlüğü, uyuşma) olabilir. Daha dikkatli izlem gerektirir.
Vertigo, baş dönmesinin ötesinde pek çok belirti ile kendini gösterir:
Belirtiler dakikalar içinde geçebileceği gibi saatler ya da günler boyunca da sürebilir. Şiddetli, ani başlayan ve nörolojik bulgularla eşlik eden vertigo acil müdahale gerektirebilir.
Tüm vertigo vakalarının yaklaşık %50’sinden fazlasını oluşturan BPPV, iç kulaktaki otolitlerin (kristaller) yarım daire kanallarına yerleşmesiyle oluşur. Yatarken, kalkarken veya baş döndürüldüğünde tetiklenen anlık ve şiddetli baş dönmeleri ile kendini gösterir.
İç kulaktaki sıvı (endolimf) birikmesi sonucu gelişen kronik bir durumdur. Ani ve şiddetli vertigo atakları, ilerleyen işitme kaybı, kulak dolgunluğu ve tinnitus üçlüsü ile karakterizedir.
İç kulak veya vestibüler sinirin viral enfeksiyonu sonucu ortaya çıkar. Günlerce sürebilen sürekli baş dönmesi, bulantı ve bazen işitme kaybı ile seyreder.
Migren atakları sırasında ya da bağımsız olarak ortaya çıkan vestibüler migren, kadınlarda daha sık görülür ve özel tedavi protokolleri gerektirir.
Beyin sapı enfarktüsü, beyincik tümörü, multipl skleroz (MS) veya TIA (geçici iskemik atak) gibi ciddi durumlar da vertigo ile başvurabilir.
Doğru tedavinin temeli doğru tanıdır. Antalya’daki uzman KBB ve nöroloji klinikleri, vertigo tanısı için kapsamlı bir değerlendirme süreci uygular:
Hekiminiz; baş dönmesinin ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü, tetikleyici faktörlerini, eşlik eden belirtileri ve geçirdiğiniz hastalıkları ayrıntılı biçimde sorar.
BPPV tanısında kullanılan bu test, hastanın baş pozisyonu değiştirilerek nistagmus ve vertigo tetiklenip tetiklenmediğini değerlendirir.
İç kulak ve beyin arasındaki denge yollarını kayıt altına alan ileri bir tanı yöntemidir. Göz hareketleri video kamera ile izlenerek analiz edilir.
İşitme kaybını ve iç kulak basınç değişikliklerini değerlendirmek için standart testler uygulanır.
Santral kökenli vertigo şüphesi varsa beyin ve iç kulağın MR görüntülemesi yapılır. Tümör, inme veya MS gibi yapısal nedenlerin dışlanması için gereklidir.
Antalya’daki uzman klinikler, vertigo tedavisinde güncel uluslararası protokolleri takip eder. Tedavi seçeneği; vertigonun nedenine, şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.
BPPV tedavisinde ilk tercih edilen yöntemdir. Uzman hekim, hastanın başını belirli açılarda döndürerek iç kulaktaki yer değiştirmiş kristalleri doğal konumlarına geri yerleştirir. Tek seans çoğu hastada %80-90 başarı sağlar. İğne yok, ilaç yok, ağrı yok.
Fizyoterapist eşliğinde uygulanan özel egzersiz programıdır. Denge sistemini yeniden eğiterek kronik vertigo, Meniere hastalığı ve vestibüler nörit sonrası denge sorunlarını giderir. Haftalık seanslar ile 4-8 haftada belirgin iyileşme sağlanır.
Akut dönemde semptomları hızla kontrol altına almak amacıyla kullanılır:
Meniere hastalığının ilaç tedavisine dirençli vakalarında, kulak zarı aracılığıyla kortikosteroid veya gentamisin enjeksiyonu uygulanır. Bu işlem cerrahiye alternatif olarak sunulan minimal invazif bir yöntemdir.
Nadir vakalarda ve diğer tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda endolenfatik kese dekompresyonu, labirentektomi veya vestibüler nörektomi gibi cerrahi seçenekler değerlendirilir.
Santral kökenli vertigo vakalarında nöroloji uzmanı ile koordineli bir tedavi planı uygulanır. Damarsal kökenli vakalarda antikoagülan tedavi, migren ilişkili vertigo için ise profilaktik ilaç tedavileri devreye girer.
Antalya, hem yurt içi hem de sağlık turizmi kapsamında uluslararası hastalar için cazip bir seçenek haline gelmiştir. Şehirdeki vertigo tedavisi avantajları şöyle özetlenebilir:
Detaylı anamnez ve fiziksel muayene ile başlar. Gerekli testler (VNG, odyometri, görüntüleme) aynı gün ya da kısa sürede planlanır.
Tanı netleşince kişiye özel tedavi programı hazırlanır. Akut vakada hızlı müdahale uygulanırken, kronik vakalarda rehabilitasyon takvimi oluşturulur.
Tedavi sonrası kontrol muayenesi son derece önemlidir. Meniere hastalığı gibi kronik tablolarda düzenli takip, atakların engellenmesinde belirleyici rol oynar.
Brandt-Daroff egzersizleri gibi ev egzersiz programları öğretilerek hastanın günlük yaşamda denge sistemini güçlendirmesi sağlanır.
BPPV vakaları çoğunlukla Epley manevrası ile tek seansta düzelir. Ancak Meniere hastalığı veya vestibüler nörit gibi durumlarda tedavi edilmezse ataklar tekrarlayabilir ve işitme kaybı kalıcı hale gelebilir.
Epley manevrası ve vestibüler rehabilitasyon tamamen ağrısızdır. Manevra sırasında anlık baş dönmesi artışı normal olmakla birlikte çok kısa sürer.
BPPV’de genellikle 1-3 seans yeterlidir. Vestibüler rehabilitasyon 4-12 hafta arasında değişen bir program gerektirebilir.
İlk başvuru için Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı tercih edilir. Santral kökenli vertigo şüphesi durumunda nöroloji ile birlikte değerlendirme yapılır.
Doğru tedavi ile vakaların büyük çoğunluğu iyileşir. Meniere hastalığı gibi kronik tablolarda semptomlar kontrol altına alınabilir; ancak tam iyileşme her hastada farklılık gösterir.